Menu Close

Yazar: lafiz

Pencere

Pencere

Bir pencere.. Evet mor, çiçekli sarmaşıklı bir pencere. Bazı pencereler karşıda denize, ormana, doğrudan huzura açılır; varlığın en yalın hâline dokunur. Bazıları ise adımlayabileceğiniz bir sokağa, bir ufuk çizgisine bile açılmaz. Ama siz onun ardında başka bir alemin varlığını hayal ettiğinizde, o denizin, o ormanın, o cömert doğanın vermediği, daha derin, daha sızılı ama bir […]

Kör

Yağmurların yağdığı bir akşamda bir büyük yalnızlığın içinden buram buram gelen kara bulutlar, sanki gökyüzünün içindeki tüm o söylenmemiş, düğüm olmuş cümleleri kusar gibiydi. Herkes sığınacak bir yer arayıp o kara bulutlardan kaçarken, insan bazen tuhaf bir arzuyla, o kasvetin tam merkezine, o kara deliğe çekilmek ister. Sanki orada, dipsiz bir kuyunun sessizliğinde, dünyevi gürültüden […]

Ölüm Var 2

19 yıl önce olan şey 17 Temmuzda da oldu. 19 yıl önce bir dedemi henüz tamamen cocuk kalbine sahip iken gerçek bir cocuk olarak toprağa vermiştik. Şimdi 30 yaşında bir genç – erişkin kişi olarak diğer dedemi de toprağa verdik. O zaman çocuktum anlamıyordum birileri ağlıyor birileri sağlam durmaya calışıyor birileri en değerlilerimi annemle babama […]

Abla

Sizin hiç ablanız oldu mu? Benim de olmadı, ne tesadüf. Ablalık neydi a dostlar! Ablalık sevgiydi, emekti… Kadir abi de ölmüş, Allah rahmet eylesin. Neyse, ablalığın yanında en güzel yanı da kardeşliktir. Bazen öyle bir an olur ki, altı aydır tanıdığınız insan; bir bakışı, bir hareketi ile sizi bir yerden bir yere götürür. İnsan, en […]

Sarımsak

Kimselerin bir meyve misali çırılçıplak, çiğ bir cüretle dişlemeye yanaşmadığı; lakin kaynayan her tencerenin gizli kahramanı, kış ayazında bedenimizin yegâne kalkanı olan o kadim rayiha… Herkesin kokusundan imtina ettiği ancak damağının zerk olduğu o müstesna lezzet. “Şimdi geçelim tarifimize” diyerek ehlileştirmek isterdik bu satırları. Üç su bardağı su, iki kaşık salça… meyanında sıradanlaşmayı, bir tencere […]

Kör Heves

Ceylan ERTEM’e belki aşık olduğumuz o şarkısı… Ne güzel diyor dizelerinde Elimde kan, kanımda senden bin zehirNe var ne yok yutuldu, bu taşlar kefil Kırıldı cam, dağıldık dört bir yanaKendimi kopardım, gördüm, bu aşk değil Kayboldum, kayboldu içimden o seslerHer şeydi, son buldu kör bir hevesle Bazen bir şarkı başlar ve ruhunuzun en kuytu köşesindeki, belki […]

Deve Dikeni Çicekleri

  Boş, unutulmuş arazilerin, kimsenin basmaya tenezzül etmediği ücra köşelerin çiçeğidir deve dikeni. Kimse ona su vermez, kimse toprağını havalandırmaz. O, terk edilmişliğin ortasında, varoluşun o soğuk ve çorak gerçeğiyle baş başa kalır. Dikenleri bir tercih değildir aslında; dünyaya karşı örülmüş çaresiz bir duvar, bir savunma mekanizmasıdır. İnsanların ona yaklaşmasından, o zehirli temaslarından duyulan derin […]

Balkon

Balkonlar… Hepimizin evinde vardır bir balkon anısı. Küçükken annelerimizin akşam ezanı saatinde “Haydiiiii!” diye bağırdığı balkonlar; bizim için oyunlarımızın en tatlı yerinde bölündüğü, o hüzünlü seslerle dolan bir yerdi. Bazen ise yağmur sonrası gökkuşağını izlemek için çıktığımız ama arada bir gök gürültüsünden korkup pıtı pıtı içeri kaçtığımız yerdi. ​Büyüdükçe, balkonların bazen bir sığınak olmaya başladığını […]

Süveyda

Kapkara bir nokta. Bir karanlığın içinden çıkan aydınlığın tamamının yanlış olması kadar kara değil tabii. Ay ışığının eşsiz ışıltısını kopyalayan güneş, gökyüzünde upuzun bir gölge gibi uzanıyordu. Bir kaynağı, bir varoluş sebebi yoktu bu ışığın; sadece geceden çaldıklarını cömertçe harcayan mağrur bir müsrifti. O kapkara noktanın içine doğru baktım. Işığın bittiği yer değildi orası, aksine […]

Mühür

  Belki de hepimizin, hayatın o en koyu ve en duygusal boşluklarında kaybolduğu anlarda, arkasından böyle bir uğurlama töreni hayal ettiği zamanlar olmuştur. Hani öyle musalla taşına sessiz sedasız yatıp, sıradan bir gidişi kabul edemeyecek kadar genç ve deli akan bir kan taşıyoruz damarlarımızda… Eninde sonunda biz de o taşın soğukluğuna emanet edeceğiz kendimizi elbet; […]