Süveyda
Kapkara bir nokta. Bir karanlığın içinden çıkan aydınlığın tamamının yanlış olması kadar kara değil tabii. Ay ışığının eşsiz ışıltısını kopyalayan güneş, gökyüzünde upuzun bir gölge gibi uzanıyordu. Bir kaynağı, bir varoluş sebebi yoktu bu ışığın; sadece geceden çaldıklarını cömertçe harcayan mağrur bir müsrifti. O kapkara noktanın içine doğru baktım. Işığın bittiği yer değildi orası, aksine […]
