Beşeri
Her beşer, ruhunu bir nakış gibi işlemekle mükellef olduğu bu meydanda, bazen kendi nefsinin karanlığında kaybolur. Oysa tasavvuf aşkı, bir kaçış değil, bilakis o karanlığın tam kalbine, yani derûnî derinliğin merkezine yürümektir. İnsan, kendi ‘ben’liğini bir engel olarak değil, aşılması gereken bir eşik olarak gördüğünde; ruh, bedenin dar kalıplarından kurtulup mananın sınırsız iklimine açılır. İşte […]
