Söylesene canımın içi her şey düzelecek mi ? Siyasi bir şey olmasın diye farklı şekilde yazamıyoruz zira siyasetle minicik bile alakamız yok.

Canım, canımın içi ve benzeri her türlü kelime hoştur. Bazı kelimeler tedavi etmez ama iyi gelir demiştik çok hoş yazımızda. Evet bu da onun gibi bir şey. Herkese, her şeye söyleyemeyeceğiniz belki tek bir kişiden duyunca hoşunuza gidecek bir kelime. Bu arada ben size kendimi tanıtmadım değil mi ?

Ben Lamia, yeni başladım yazmaya. Kadın yazar sayısı azmış, gelip yükseltelim dedik.

Madem burayı yükseltmeye geldik, o zaman önce kendi içimizdeki o umutsuz dalgaları bir kenara itelim. Yazının başında sorduğum o naif soru hala havada asılı duruyor: ‘Söylesene canımın içi, her şey düzelecek mi?’

Bu sorunun cevabı ne uzaklarda bir yerlerde ne de hayatın karmaşasında gizli. Cevap tam olarak bu soruyu sorabilen o kocaman yüreğinizde. Belki bugün içiniz biraz buruk, belki gözleriniz bir bulut gibi dolup dolup boşalıyor, belki de dünyanın yükü omuzlarınıza fazla geliyor. Olsun. İnsanız ve en çok da hissettiğimiz kadar güçlüyüz.

Bir kelime tedavi etmez demiştik ya, işte şimdi o kelimelerin gücüyle birbirimizin elinden tutup ayağa kalkma vakti. Lafız’da başlattığımız bu yolculuk, sadece bir yazı macerası değil; dertleştiğimiz, büyüdüğümüz ve sesimizi tüm dünyaya duyurduğumuz bir sığınak olacak. Kadın elinin, kadın kalbinin değdiği hiçbir yerde umutsuzluğa yer yoktur. Kalbinizin o kırılgan ama muazzam gücüne inanın. İlk yazımda bana yoldaş olduğunuz için minnettarım; sesimizin daha da gür çıkacağı bir sonraki yazıda buluşana dek, kendinize bir ‘canımın içi’ şefkatiyle sarılmayı unutmayın!”