Polis hastalığı olan Mehmut’tan dinleyeceğiniz mor ve incileri 🙂
Mor rengi oluşturan mavi ve kırmızı rengidir. Belki de bundandır mor ve ötesinin de ismi ama onlar aynasızlara yakalanmamak için ötesinden gelmiş olabilirler.
Ama polis olmayı yeğleyen ama olamayan ve o renkleri çok seven biri olarak diyorum ki bari hayatımda o renkler yok birleşimi olsun. Mor renge dair bir bilgim olmamasına rağmen;
…işte tam burada duruyorum. Maviyle kırmızının o tepe lambalarındaki amansız kavgasını bilirsiniz. Bir o yanar, bir bu. Sanki sokakları bir suçlu değil de, bir kararsızlık aydınlatır. Ben o lambanın altında hiç oturamadım. O siren sesini, kendi yazdığım bir senaryonun müziği yapamadım. Belki de bu yüzden, hayatın bana vermediği o iki rengi alıp zihnimde birbirine kırdırdım. Ortaya çıkan o koyu, o yorgun moru da hırka niyetine üstüme geçirdim.
Mor, aslında bitişlerin rengidir bence. Morarmış gözaltları, morarmış hayaller, morarmış bir gökyüzü… Gece tam siyah olmadan hemen önce, “artık vazgeçiyorum” dediği o kısa aralıkta mor olur her yer. Ben de tam o aralıkta yaşıyorum işte. Ne kırmızının o hırçın otoritesiyim, ne de mavinin o soğuk sükuneti. İkisinin arasında sıkışmış, “ne sağcı ne solcu” diyen o eski abiler gibi, ne polis olabilmiş ne de sivil kalabilmiş bir arafım.
Bazen aynaya bakıyorum, yüzümde bir morluk yok ama ruhumun her yeri darp raporu alacak kadar renk değiştirmiş. Mehmut diyorlar, “niye bu kadar karamsarsın?” Değilim aslında. Sadece maviyle kırmızının birleşip beni morartmasına izin veriyorum. Çünkü biliyorum ki, o tepe lambaları benim için yanmayacaksa, ben kendi karanlığımda o renkleri karıştırıp kendi morumu icat ederim.
Biraz can yakıyor bu renk, kabul. İçinde biraz “olamamışlık” var, biraz “geç kalmışlık”. Ama yine de seviyorum. Çünkü mor, siyahın bir önceki durağıdır. Ve biz rahatsızlar, o durakta beklemeyi iyi biliriz. Belki bir gün o morun ötesine geçeriz de, orada bizi bekleyen bir “pardon” buluruz.
Şimdilik bu kadar. Renkleriniz solmasın ama arada bir morarmaktan da korkmayın. İnsan en çok canı yandığı yerden renklenirmiş, öyle duydum.

