TDK’ya göre:

1. isim Yerde ve tel, at, bisiklet, ip, at vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse; akrobat:
Önüne getirilen ata bir cambaz çevikliğiyle atladı.” – Ömer Seyfettin

2. isim At alıp satan veya yetiştiren kimse:
Bitişik komşumuz cambaz İbrahim -bizde at alıp satanlara cambaz derler- hacca gitti, geldi.” – Memduh Şevket Esendal

3. isim Hayvan alıp satan veya yetiştiren kimse:
Bir gün Nasrettin Hoca’ya, beyaz bir keçi satmış cambazın biri, Buhara mal pazarında…” – Şadi Cındık

4. isim, tarih Osmanlı Devleti’nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik.

5. sıfat, mecaz Kurnaz, hileci olan:
      O cambaz adamdır, güvenilmez.

Diyor. Biz 1-5 arasında birisini düşünüp 1 ve 5’te dahil. Mor ve Ötesinin gerçekten mor ötesindeki harika şarkısını mırıldanarak okuyabilirsiniz. Gündüzün kısıyında yazdığımız Gece yazısı üzerinde ruhumuzda biriken morlukları hala silemezken hayatın cambazlığını konuşmak istedik. Bu aşk kitabının yazanını bile bulamazken iplerden atlamaya kadar cesaretlendik. İki gözümüzün çiceği yazılarımızı bir anda kapatan site sahibimiz bizi kırmadı ve geri açtı. O bir süre yazmayacak fena bunalıma girmiş. Aslında yazsa güzel olur ruh haliyle hepimizi depresyona sokabilir. Ama istemiyorum diyor. İşin kötüsü limomata, Mehmut, morley bile ikna edemedi. Boşverin onu okumazsanızda yazıyoruz.

Kasvetli bir sabah işe giderken, yağmur yağan oluk oluk su akan kanalların içinden geçen heveslerimiz gibi sevdiğimiz bazı insanları hayatımızdan kaybettik. Fiziken değil ruhen gittiler. Bazen özledikleriniz, özlenenleri herkes bir anda anlar. Ama siz belli olmadığını sanarsınız ya camınızdan baktığınızda, sigara dumanına bakarken gördüğünüz evleri değil sakinleştiğiniz yerin hayalini kurduğunuzda bir anda her şey biter ya öyle oldu işte.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku ‘daki çıt diye biter bir anda. Bu arada size asıl haber İlhami Algör üstadımız 30 yıl sonraki müzeyyeni yazmış. Çıt diye bitirip giden kadın 30 yıl sonra gelmiş. Kitabı henüz elimize ulaşmadı ama 30 yılı biz duıyduğumuz gibi hüzünlendik.  Müzeyyen de bizle büyüdü tabii. Bir ekmek hamuru gibi onu işleyen hocamız umarım yeni kitapta müzeyyenin ruhunu yememiştir. Bayatlamayan taptaze fabrika ekmeği gibi 3 günlük dünyada 30 yılı devirmiş Müzeyyen’in hikayesi gelecek. O Müzeyyen buraya gelecek, Arif’e yaptıklarını anlatacak. Her yazarın depresif bir şey yaşayıp yazdığna inanıyoruz. Ama biz henüz beceremedik. Daha yolumuz var demek ki. Bir yazıdan diğerine atlamamak için çok zor duruyoruz. Taslaklarımızda bulunan yazıları bir görseniz sevinirsiniz ama okurken biraz hüzünlenebilirsiniz. Bir kız vardı hiç üzülmeyen kız o artık çok mutlu olduğu için yazılarını kaldırdık. Zaten üzülmüyordu artık mutlu.

Bütün dünya bizi izlerken uzay boşluklarında tanışmadığımız uzaylı dostlarımız bizi görünce gülüyorlar mı? Yoksa biz onların hayatlarına bu kadar eğlence katarken saçlarına rasta mı yaptırıyorlardır? Dümdüz kahkül kestirip bizi izleyecek halleri yok biraz marjinal olsunlar. Uzaylısınız sonuçta bizim gibi şeyler yapacaksanız ne işiniz var oralarda. Gelin buralara da victor hugo sizi baştan yazsın !

Not:

“Bulut olursa yağmur beklenir, güneşli günler çok yakınVe rüzgarım hep esti, kısa bir not, sazın içinde şeytan yok”

Not yazınca aklıma bu geldi asıl not: Öne çıkan görselde yazımızın baş harfi olan C harfi mors alfabesi ile yazılmıştır.