Bir gecenin sabahı diyerek sizlere bir şair raconu kesmeyeceğim. Kesedebilirim. Ama öncelikle hem racon bilmem hem de şair gibi bir yeteneğimiz olması gerek. Kendimizi arada depresyona sokup dehşet yazılar yazdığımızı düşünüyoruz. Bu havalar (Aralık ayı) kuru soğukların olduğu bir şehrin gecesinde birçok şeyler yaşanır. Yaşanmaması için uğraşılır ama birinin karşı koyamadığı koymaya çalışıp, uzaklaştığı daha yokum dediği siyahların üstünü örttüğünü düşündüğü beyazlıklar içinde gelen aydınlara ulaştığınızı sanırsınız. Bu işinde raconu böyle galiba. Bu arada yazarlara bakarsanız 4-5 kişi olduk. Ama site yöneticimiz biraz deli bazen bizim adımıza da yazıyor olabilir biz alıştık bu model de böyle.
Paragraflar olmadan, bir denizin kıyısında bir solukta yazdığımız yazıları okuyorduk dün akşam. Herkesin içinde ama kimsenin bilmediği yazıları. En çok sevdiğimiz şeyin yazı olup hepimizin farklı mesleklerde olması da ayrı. Siyah giyen adamlar gibi hiç üzülmeyen kızları da üzebilirsiniz o gecelerde. Hiç bir edebiyatı olmadan dümdüz yazıyoruz. Size bir küçük kelime ile çooook uzun yıllar öncesine gidip yüzüme gülücük konduran kelimeyi söyleyim. “Rahatsız”.
Evet sizde hatırladınız değil mi ? Rahatsızlar vardı. Bizim eski site yahu genellikle o sıralarda herhalde yani ergenlikle beraber gece gündüz yazdığımız o güzel site. Şimdi ne oldu siteye güzel atlara binip gitti yazarları. Gecenin bir vakti neşeli içeceklerde tüketirken bir arkadaşımız bana bu şekilde dedi. Ancak bilemedi ki ben uzaklara daldığımda yazılarımı hatırladım. Bakın bir de İki yazarımız kaldı aslında onları da getiretebilirsek ekibi topluyoruz. Gece yazarız onlara. Soğuk bir yolda karanlığın aydınlığa çıkmayacağını gördüğünüz o yolda yürürken kimle olduğunuz önemli değil ama gecenin o soğuğu çıkmazlığı bile sizi kuru soğukta ıstıyor. Deneyin. Herkes bu akşam çıksın bize yazsın tamam mı ?
Bazen vurguluyoruz ya yazılarımızın bir anlamı yok içimizden geldiği gibi yazıyoruz. Ama bazen kendi içimizdeki dertleri de dökmek için yazıyoruz. Geceleri her şey yerine yazıyoruz. Bazende yazabilmek için yazmayı bırakıp tüm hayatımızı vermeye çalışıyoruz. Ya da hayatımızı alabildiğimiz kadar dert alıyoruz.

